Alev Ebüzziya Siesbye

Alev Ebüzziya Siesbye_1

30.04.2026 - 01.06.2026

Galeri Nev

Anine Hagemann
Maslahatgüzar
Danimarka Büyükelçiliği
29 Nisan 2026 – Alev Ebüzziya Siesbye Sergi Açılış Konuşması (deşifre edilmiş metin)

-

“Herkese geldiğiniz için teşekkür ederim. (Danca söylenen bazı sözler) Bu akşam geldiğiniz için çok teşekkür ederim. Sizleri Danimarka Büyükelçiliği rezidansında, Danimarka Büyükelçisi Sayın Ole Toft adına ağırlamak benim için büyük bir onur. Ole ne yazık ki şu anda ülke dışında. Kendisi de doğrudan ifade ettiği gibi bu gece burada olamamaktan dolayı çok ama çok üzgündü; fakat ne yazık ki Danimarka’da bulunması gerekiyordu.

Benim adım Anine Hagemann. Danimarka Büyükelçiliği’nde Misyon Şef Yardımcısı ve bu dönem boyunca Büyükelçilik Maslahatgüzarı olarak görev yapıyorum. Bu nedenle bugün sizleri ağırlamak benim için büyük bir mutluluk ve onur. Geldiğiniz için teşekkür ederim. Bu gece senin serginin açılışını kutluyoruz, Alev. Aynı zamanda Danimarkalı-Türk sanatçı Alev Ebüzziya Siesbye’nin yaşam boyu başarılarını da onurlandırıyoruz.

Son birkaç saat içinde tüm bu eski dostların ve tanıdıkların Alev’in etrafında toplanışını görmek gerçekten çok dokunaklıydı. Hakkınızda hiçbir şey bilmeden bile bir ortam üzerindeki etkinizi ve bugün burada bulunan insanlar üzerindeki etkinizi hissetmemek mümkün değil. Birçoğunuzdan bu gece burada olmak için ne kadar uzaklardan geldiğinizi duydum. Büyük bir kişiliğin ve büyük bir katkının varlığı hissedilebiliyor.

Sanatınızla karşılaşmak da son derece etkileyici. Tıpkı sizin gibi, her bir eser de büyüleyici bir varlığa sahip; kolay kolay aktarılması mümkün olmayan bir niteliği var. Gerçekten iyi sanatın yaptığı gibi, bir şeyler iletiyor ve onunla yüz yüze vakit geçirmek istiyorsunuz. Sanatınız hakkında okudum, fotoğraflarını gördüm ama onunla aynı mekânda bulunmak bambaşka bir deneyim. Ve sanırım bunu bu gece eserleri görene kadar tam anlamıyla kavrayamamıştım. Sanatı ya da bir sanatçıyı kelimelerle anlatmak hiçbir zaman kolay değildir. Zaten sanatın pek çok değerinden biri de budur. Ama bazen kelimelerle denemek gerekir. Ben de elimden geleni yapacağım.

Sanatınızı ve katkınızı anlatmak için üç kelime bulmaya çalıştım; bunları siz istediğiniz şekilde yorumlayabilirsiniz. İlk aklıma gelen kelime “titreşim” oldu. Bu kelimeyi kullanmaya cesaret ediyorum çünkü siz de geçmişteki sergilerinizde bunu kullanmıştınız. Ama bugün bu eserleri görürken, işlerinizdeki titreşen ikiliği çok daha net hissettim. Zıt biçimler, yuvarlaklık ama aynı zamanda yere sağlam basan bir duruş; ışık ve karanlık; sadelik ve zarafet ama aynı zamanda süsleme; hafiflik hissi, güç hissi; geçmişin varlığı ve bugünün varlığı.

İkinci kelime belki de “dönüşüm” olabilir. Sizin kendi yaşam yolculuğunuz başlı başına etkileyici; ama eserleriniz de bu yolculuğu hissettiriyor. Türkiye’den, antik kültürlerden gelen unsurları; aynı zamanda Avrupa kültürünün ve Nordik kültürün parçalarını taşıyor. Ayrıca stoneware sanat formunu da dönüştürdünüz. Bu nedenle dönüşüm ikinci kelime olabilir.

Kullanmaya cesaret ettiğim son kelime ise “yankılar”. Köklerinizin ve eğitiminizin yankıları. Bahsettiğim pek çok kültürün ve muhtemelen benim bilmediğim daha nicelerinin yankıları. Eserlere baktığımda sanki havada süzülüyorlarmış gibi görünüyorlar ama aynı zamanda büyük bir derinlik taşıyorlar. Bu yüzden bana hissettirdikleri bu çok canlı şeyin içinde pek çok yankı var.

Yıllar boyunca katkılarınız pek çok prestijli ödülle takdir edildi. Özgeçmişinizi ya da tüm ödülleri saymaya kalksam muhtemelen eve gitme şansınız olmazdı. Ama özellikle şunu belirtmek istiyorum: kısa süre önce Danish Arts Foundation tarafından yaşam boyu sanat bursuna layık görüldünüz. Bu, bir Danimarkalı sanatçının alabileceği en yüksek ödüldür. Her yıl yalnızca çok ama çok küçük bir sanatçı grubu bu ödülü alabiliyor. Bu yıl sayı yediydi; bazen daha da az oluyor. Dolayısıyla bu ödül, seramik, stoneware ve Danimarka’daki sanat alanına yaptığınız son derece eşsiz katkıyı açıkça ortaya koyuyor.

Bu ödülün gerekçesinde siz, dünyanın en dikkat çekici seramik sanatçılarından biri olarak tanımlanıyorsunuz. Çalışmalarınızın tür tanımlayıcı olduğu; 50 yılı aşkın süredir Danimarka ve uluslararası seramik sanatının gelişiminde kritik bir rol oynadığı belirtiliyor. Ayrıca stoneware’in bağımsız bir sanat formu olarak kabul edilmesine katkıda bulunduğunuz ifade ediliyor.

Bu gece yaşam boyu emeğinizi kutluyoruz. Bunu burada, bu oldukça brutalist çevrede yapıyoruz. Bazılarınızın şimdiden bu mekân hakkında sorular sorduğunu biliyorum. Bu yapı, 1970 yılında ünlü Danimarkalı mimar Ove Rix tarafından Friis & Moltke için tasarlanmıştır. Hissedebileceğiniz üzere bu yapı da Danimarka’nın pek çok değerinden birini, yani Danimarka mimarlığı ve tasarımını temsil ediyor; biçimle oynama, çok ağır olan ile onun içinden çıktığınızda karşılaştığınız hafiflik arasındaki ilişki.

Çünkü burada da büyük bir tarih var ve bana öyle geliyor ki bugün sizin Danimarka’ya, Türkiye’ye ve iki ülke arasındaki ilişkiye yaptığınız katkıyı kutlamak için bundan daha doğru bir yer olamazdı. Bu nedenle, Türkiye’de Danimarka’yı ve ülkelerimiz arasındaki güçlü ortaklığı temsil eden Danimarka Büyükelçiliği olarak bu akşam size ev sahipliği yapabiliyor olmamız bizim için büyük bir onur. Ve şimdi bu etkileyici ortamda, Alev’in yaşam boyu süren katkılarına; hayatının, yolculuğunun, Türkiye’nin, Danimarka’nın ve dünyanın titreşen ve dönüştürücü yankılarına kadeh kaldıralım.”